Yağmur yağıyor.. Arap Kızı’nın pencereden bakması kimin umrunda..  Hayatı almışım kaleme.. Kalem en tükenmez yerde tükeniyor.. Hayata mı dayanamıyor kelimelerime mi bilmiyorum.. Ama bir sorunumuz var belli ..

Kırmızı başlıklı kızın başına gelenler kırmızı başlığından mıdır düşünüyorum.. Neden Kurt suçlu mesela.. Doğasıydı karnını doyurmak..  Ama bilemezdi uzun yıllar sürecek olan bi hikayede vahşetle anılacağını ve bütün çocukların ondan nefret edeceğini..

Evvel zaman içindeyken  kalbur da  saman içinde ne arıyordu  bir fikrim yok… Anlayamadığım sözlerle başladı dinlediğim bütün hikayeler..  Ve bütün hikayeler mutlu sonla bitti.. Şimdiyse kokoş bir perinin  sihirli bir deynekle hayatı değiştiremeyeceği aşikar.. Kül kedisi belki Prensle mutlu oldu ama bilinç altında o mutfakta geçirdiği zamanların ezikliğiyle hatırlıyor geçmişini..

Develer tellal iken pireleri deve yapmaya bayılıyorduk.. Haberimiz yoktu  pirelerin berber olacak kadar kabiliyetli olduklarından…  Çocukluğumun hayal balonları tek tek patladı, severken bir sokak köpeğini aslında pirenin zararlı bi parazit olduğunu  anlayınca kabarmıştı elim yüzüm kaşıntıdan.. Ve çok geçti artık.. Büyümüştüm..

Yağmur hala yağıyor.. Arap kızı kendini farkedecek birilerini gözlüyor pencereden.. Oysa tadını çıkarsa yağmurun.. Camları buğulandırsa nefesi ve isimler yazsa  ..Silse.. Yazsa.. Silse..  Sıkılıp yağmura çıksa.. Dışardan kendi penceresine baksa.. Farketse kendi kendini.. O da büyüse artık..

Hayat kanalizasyona yuvarlanan madeni para kadar çabuk geçiyor ve tutulamıyor zaman.. Zamanla oyun oynamayı seviyoruz  bir ileri bir geri alıyoruz saatleri.. Amacımız güneşin güzel yüzü.. Gerisi faso fiso..

Ben bunları yazarken kendimi pencereden dışarı bakarken hayal ediyorum.. Arap kızı olamayacak kadar beyaz tenim ve farkedilmekte umrumda değil.. Keyfim yerinde.. Tecavüze uğramış Polyanna’nın “acımadıkiiii acımadıkiii” gülüşleriyle bakıyorum etrafıma…  Ve bütün iyi niyetimle gülümsüyorum bir zamanlar sonuna kadar inandığım hikaye kahramanlarına..