Takas

Diğerlerinden farkı susmasıydı.

Gece gibi birden inerdi üzerine suskunluk.

Bazen sabahlara kadar beklerdim dalgalarının durulmasını.

Sen en meçhul yanımdın, kimde olduğunu bilmediğim.

Konuşarak bulmaya çalışıyorum, ne yazık… Ormanda yolunu kaybetmiş bir avcı gibiydin o zamanlar, korkuyordun vurulmaktan. Bundandı kendini koruma serüvenin…

Bazen o kadar çok hayır dersin ki hiçbir anlamı kalmaz o kelimenin, içinden öyle bir evet demek geliyordu ki…  ama neye/kime?

Sabahı zor etmiştim. İçimdeki sese yenilip seni aramıştım. Kaşımdaki aynaya bakarken gözlerimin şişliğini fark ettim. Uykusuzluk gözlerime işlemişti. Kim bilir sen ne haldeydin? Kısık gelen sesin bir anda kesildi. Sonra hemen aradın. Merak edilecek bir şeyin olmadığını söylerken bile tedirgindin. Ayrılık uçan kuşun havadayken vurulması, yere düşerken hissettikleri, son anlarını yaşadığını düşünmek gibi bir şey. Senin bunları hissettiğini biliyorum.

Ama eşi yukarıda hala uçmaya çalışıyor. Gidenden mi sorarsın, kalana mı sorarsın hislerini?

Tuhaf bir çakılma hissi en sonuncusu.  Ve bir şey hatırlamadan uyanmak, hafızanı kandırıyorsun… Aslında arkadaşın olarak çok uyarmadım, dün sevgilinden ayrılmadın, bugün de çok iyisin! Bütün çiçeklere sordum ama en çok papatya yalan söyledi bana, aynı falcı kadın gibi… Hepsi bir rüya olsa… İyi de ben niye uyumadım? Aslında sevgilindim ve beni yalanlarına değiştin, huzursuzdun çünkü elindeki tek doğrunu heba ettin. Bu mu acaba içindeki sıkıntı, sen kimsin, buldum mu yoksa?

Bir kart çekmiştim dün falcı kadından, bile bile üzerindeki yazıyı sanki bana yalan söyledi. Ama hiçbir şey yolunda değildi. Kart bir evi anlatıyordu sanki etrafı değneklerle çevrili ve sen gece uyanıktın… Göz yaşı gibi güzel dedi senin için, bir tek kirpiklerle başın dertteymiş.

Kendine alışmıştın, kimseye sahip olamadın bu yüzden.

Kuşları özgür bırakmayı seçerdin her zaman. Elinde sapan, olanları izledin. Bu nasıl avcı hali?

Güvenli sanıp da bıraktın bütün silahlarını, çünkü kolu bacağı kesilmiş, bu yüzden aşık olamamış bir sürü canlı vardı doğada, ama seni de bulacaklardı, herkes böyle aldanıyordu… Düşünemedikleri için sesleri anlamsız, konuşamadıkları için dilleri kördü. Oysa onlar da iletiyordu sevgiyi… Yine de biri çıkıp demedi ki aslında kör olan sensin. Ben aşkı taşımıyorum ki senin gibi elimde…

Bir elden çıkıyordu yalanlar, takas edilirken doğru olan bütün sözcüklerle. Dile de bulaşıyordu artık suskunluk, hala aradığımı sanıyordun görünmez iyi yanını.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir