Tam İsabet

-Ayın hangi yüzü burası? Etraf şimdilik aydınlık. Galiba dansla başlayan bir hikâyenin ortası…

+Bir sen varsın bir de o.

-O, kim?

+Uzakta, görmedin mi?

-Çok güzel…

-Bu daha önce duymadığım bir şarkı.

+Yaklaş. Dans edeceksiniz.

-Ne? Dans mı?

+Evet.

-Nasıl karşı karşıya geldik biz?

+Ben getirdim.

-Nasıl?

+Küçük bir okla. Hadi, daha fazla zaman kaybetme.

-İyi de bu kadar şeyi hesapladın madem… Orta bir noktada buluşturmayı da düşünseydin…

+ Ama ne yapacağını izlemek istiyorum.

-Tamam, bu o kadar da zor olmamalı. Alt tarafı bilmediğim bir yerde tanımadığım bir insanı, tanımlayamadığım bir zamanda dansa kaldıracağım

+Evet, kolay sayılır…

-Çok uzak da değilmişiz aslında. Belki konuştuklarımızı da duymuştur.

+Hayır, duymadı.

-Nereden biliyorsun?

+Beni sadece sen görebiliyorsun.

-Gerçekten mi? Beni deli zannetmesi için güzel bir neden bu.

-Tamam, izle o zaman…

-Pardon, isminiz ezgi mi?

*Hayır.

-Öykü mü?

*Hayır.

-Güzel. Ne zamandan beri buradasınız?

*Yarım saat oluyor, ama yıllardır gelirim.

-Buraya mı?

*Evet, siz?

-İlk kez geldim.

*Nasıl?

-Bilmiyorum.

*Nasıl bilmiyorsunuz, burayı nasıl buldunuz, beğendiniz mi yani?

-İyi iyi. Ben de nasıl geldiğimi sordunuz sandım.

*Genelde benzer araçlarla gelinir…

-Öyle tabi… Başka nasıl gelinecek… Gizli güçle mi?

*Efendim? Bir süper kahramanla tanıştığınızı söylemeyeceksiniz herhalde.

-Sayılır. Siz daha önce tanıştınız mı peki?

*Evet, ilkokul çağlarımda.

-Baya olmuş… Ben bir tanesiyle bugün tanıştım. Önce gaipten sesler duyuyorum zannettim. Sonra alıştım. İnanmış gibi yaptım belki de. Sizi görmemi söyledi.

*Kim?

-O işte. Eros.

*Adı mı bu? Yabancı galiba…

-Aslında çok tanıdık… Bir o kadar da uzak… Bana bir oktan bahsetti. Sanırım güçlü bir iksir.

*Dur, daha fazla anlatma… Kendimi iyi hissetmiyorum, başım dönüyor.

 

(Düşecek gibi oldu, tuttum. Bu, ona dokunduğum ilk andı. Dans etmek ikimize de iyi gelecekti, biliyordum.

Kalp atışlarının hızlandığını söyledi. Bu Eros’un işareti olmalıydı.)

 

Ayağına basmamak için uğraştım. Etraftaki sesler dağıldı, soğuğu hissettik. Gülümsedi anlattıklarımı dinlerken, bir anda karşıma çıkması ne tuhaf diye düşündüm. Gecenin örtüsünde herkes birbirine benziyordu.

Bir ışık parladı uzakta…

 

*Işığı görüyor musun? dedi, şaşkındı.

-Evet, sana anlatmaya çalıştığım şey işte oydu dedim zafer kazanmışçasına.

 

Yalnız olmadığımı anladım.

Müzik sesi konuşmaları bastırdı. Artık herkes kendi dansındaydı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir