Tozlanırken ben


Büyüttüğüm resmin içinde neler yok ki…

Küçüklüğünden kalma ayakkabılar, sapanlar, bilyeler, çizgi romanlar…

Ağır adımların ardı arkası kesilmezken ağır aksak yine yanımdasın.

İsimsiz hatıralara sardığım defterimle yanındayım.

Dönüp duran şu küçük oyuncağa bakıp iç geçiriyorum.

Bir zamanların hayal gücü yüksek anlarında ne çok şey öğrendik, kılıktan kılığa girdik, biz büyüdük onlar hep aynı kaldı. Şimdi onlar da küçüldü. Olan bize oldu.

Görenler değişmediyse hayal dünyamın küçüldüğü söylenebilir.

Oyuncaklar yaşlandı, bizler büyüdük. Elimizde sadece ağlar var, çözmek için uğraşıyoruz, bazen pamuk şekerine dönüşse de ağlar, şekerleme yapınca biraz, uyanana aşk olsun!

Yerinde kalan ne var ki…

Kurduğumuz saatlerin pilleri gibi boşalıyor zamanlar, içi boş zamanlarda dolu sevgiler yaşamak için mi yaşlandık?

Severdik…

Kitapların tozunu silerdik

Uçuşan tozlarda bulurduk yolumuzu. Oysa o sinirlenirdi…

Yaprakları büzüşmüş bir yüz gibi olurdu, bilemediğimizde kelimelerini.

Şimdilerde kelimeleri koyacak bir satır arıyor bu yaşlar

O kadar doldu ki yaşam sıvısı yüreğime,

İntihar enjekte ediyor şırıngalar,

Gözümün önünde ölüyor tümevaran yokluğum,

Kanım sanıyorum sabahki kızıllığı,

O da bedenim gibi çekiliyor gökyüzünden,

Soluk bir renk bırakıyor sonluluğum.

Hala tozlu sayfalarda yaşıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir