Turuncu Bir Yalnızlık

Günler geçip gidiyor…
Haftalar, aylar kovalıyor birbirini…
Mevsimler yaş döküyor ve gökyüzü ağlıyor…
Bir eylül ikindisi hüznü yaşıyor belki kır çiçekleri, belki tabiatın yeşil gözlerinden anlamlılık akıyor…
Manidar bakışlı sevgilinin dudağından dökülecek birkaç tatlı söz için nice cümleler, nice paragraflar davet ediliyor geceye…
Gece yarısı yalnızlığına, gece yarısı suskunluğuna…
Belki bir kitap, belki beyaz bir kağıt, belki de yalnızca bir kalem…
* * *
Günler, haftalar, aylar derken tercihler de, seçimler de ve vazgeçişler de kovalıyor birbirini sanki…
Nice umut dolu yarınları bekleyişler de, nice güneşli sabahlara uyanışlar da…
Heyheylenişler, hüzünlenişler ve serzenişler de…
Temmuzun ilk günlerini yaşar iken takvimi şaşırıp kasımlara, aralıklara yönelişler de…
Erteleyişler, ertelenişler…
Manidar bakışlı sevgiliyi özleyişler de…
* * *
Günler, haftalar, aylar dedik…
Mevsimlerin gözyaşlarına eşlik ettik gözyaşlarımızla, belki de yorgun bir haziranı uğurladık takvimlerden…
Temmuzun serinliği okşuyor mu teninizi bilmem, ama bana daha bir yorgunluk veriyor tenselliği…
Daha bir içine kapanıklaştırıyor, daha bir suskunlaştırıyor yüreğimi…
Vuslatı mı bekliyor yoksa ketumiyetim, yoksa temmuzdan ağustosa geçişte sallanacak bir mendilde mi yoğunlaşıyor gözyaşlarım?
Hangisi, hangi birisi?
Belki hepsi, belki de hiçbiri…
* * *
Günler, haftalar, aylar derken haziranın son dönemecinde yazılmış ufak bir nota ilişiyor gözlerim ve o ufak notla tutunmaya çalışıyor yaşama gözbebeklerim:
Yaptığımız yanlışlardan yepyeni doğruların varlığını keşfediyoruz… Olgunlaşıyoruz… Yaralarımız kapanmaya başladı çoktandır… Hayatımıza, varlığımıza anlam katmak bu olsa gerek…
Ve ardından da bir soru yöneliyor kendiliğinden:
Bu aralar ruhum pek bir turuncu; yaz mevsimi ya, ondan mı acaba?..
* * *
Günler geçip gidiyor işte…
Haftalar da, aylar da, mevsimler de kovalıyor birbirini…
Yıllar da geçip gidecek, bak göreceksin…
Yıllar geçip gittikçe biz daha da olgunlaşacağız, saçlarımız beyazlayacak ve biz beyazlayan saçlarımıza da yazılar yazacağız…
Kendi yalnızlığımızda, kendi suskunluğumuzda…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir