Üzünlenme..

Babam, dedemin ölümünü, gözlerine inen kanla karşıladı. Neden şimdi aklıma geldi inan bilmiyorum. Bayramlarda  bayramı yaşayamayan her genç insanın başına  geliyordur muhtemelen, günün önemini unutmak…

Ya da bir gidiş daha canımı sıkmıştır, eskilere gitmiştir aklım O’nun arkasından….  Bizde o sevgi sözcükleri bulunmazdı. ‘Seni seviyorum’ o kadar uzaktı ki evimize; dışarıda görünce yadırgardır çok. Bizce, veya bence sevgi, sadece hissetmekti. Bu kadar basitken böyle anlamlı olması da kafa karıştırıcıydı.

Ve sonra bir gün sevilmez, hissedilmez ve kalınmazdı.

Vedalardan hiç haz etmesem de borç bilirdim. Sanki birileri benden sonunun geldiğini sezdiren cümleler beklerdi..   Ben sonra arkalarından eski sayfaları temize geçerdim iyi niyetimle.    Sana sevmeyi öğreteni aynı zamanda başkalarını sevmemeyi de öğretiyordu, bunu öğrenmiştim.

Acıtmayacak yerden sorulmuyordu her zaman. Sorulmadı diye de tembellik etmiyor, doğaçlama bir acıyı yaşayıveriyordum. Eh! Nihayetinde tam da acıya alışma dönemimdeydim. Yaşımın gerektirdiklerine uyum sağlamaya çalışıyordum işte…

Zamanın dozunu ayarlayamadığında kötü bir silaha dönüşüyordu.  Hem silahın iyisi mi olurdu?..  Kendimi çok sensiz hissettiğim zamanlarda tüm dünyanın iki gözüne sığdığını, hatta anamın karnından da senin doğmuş olduğumu düşünürdüm..   Ve bazen işi gücü bırakıp sana gelmek isterdim..

Aşk bazen ışıkları kapatmaktır. Şıpsevdi’den böyle görmüştüm ben.

“Üzünlenme..” için bir yorum

  1. Daha sade daha gerçek ve daha dokunaklı sözler kalemine yakışıyor. Sevginin hissetmekle yaşanması sözlerle ifadesini gereksiz kılıyor. Bu düşüncenin sadece benim gibi bir örümcek kafalıya ait olabileceğini düşünmüştüm. İşin gerçeği seni seviyorum dedikçe hislerini özleyen biri olarak bu dar gibi görünen düşüncenin gerçekliğini anladım. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir