Yağmur… Yağma dur

Şehrin kirli sularıyla randevusuz tanıştım bugün, ifşa etmek için izin bile almadılar kıyafetlerimden, saçlarımdan, benden… İyi de neden sadece ben? Duraktaki insanlar susuzluktan ölecekken…

Tanelerim sizlere armağan, biraz kalırlar sonra giderler. İşte o, bu kadar kısa bir ömrü ıslandıkça sinirlenen insanların üzerine düşerek heba ediyor.  Ömrünü harcasa da memnun edemiyor, geriye kalan ıslaklıkla özdeşleşip kayboluyor.

Bu kadar nankördü yağmur, bu kadar bonkörken. Ya da bu kadar bencildi insanlar, sevmeyince başını kaçırarak yürüyorlardı, ıslanınca akacaktı boyaları, saçları bozulacaktı. Kendileri gibi olmaktan mı korktular yoksa birbirlerine benzemekten mi kaçıyorlardı kafalarını saklayarak?

Beni doyurdu yağmur ve sonra uzak bir şehirden çağırılıyor gibi gitti, oysa ben çağırmadan gelmişti… Tutamayacağım kadar küçüktü damlaları, ben severdim aslında ıslanmayı, telaş etmeden…

Dinliyordum, senin kaçtığın yağmuru

Parmak uçlarında geçiyordun karşıdan karşıya

Camdaki yağmur damlalarından seçebildiğim kadarıyla izliyordum

Islanmıştın, yalnızdın, ölümün ortasında duruyordun

Gidecek bir yeri olmadığı bu kadar mı belli olurdu insanın?

Bir kusur aradığımda kalbimde, sahip olduğum diğer uzuvlar arasında kargaşa çıkardı. Hepsi daha iyi olduğunu sanırdı birbirinden oysa ömürleri ancak bu yağmur kadardı. Şehrin kirli suları benim kirli sularımdan temiz, senin akacağın yer deniz, ne tutabilirim ellerini ne de bırakabilirim aldığım nefesi geri, başlamıştım bir kere yaşamaya, geriye kalanlar damlalar gibi parçalanmış anlar, onlar da bir süre sonra insanların birbirine benzemesine neden olurlar. Aynı döngü içerisinde hareketsiz kalmak gibi bir şey seni düşünmek, sonra üzerine düşen damlalar gibi yitirmek, çünkü her şeyin belirli bir zamanı var, gelişin gibi gidişin de bir yağmur kadardı. Sadece yağmur yağdığında değil, yağmadan da hatırladığım bir dolu anı bıraktı. Aynılaşan diğerleri gibi yağmurlu kaldı bazen kirpikler ve çoğu kez yağmur kadar cesaretli olamadılar.

Son cümlemde kalan üç nokta, sonsuz nokta arasından nasılda seçildiler?

Ya da son sözümdeki belirsiz duraksamalar, beni delirtmek için mi belirdiler?

İçime sakladığım gitme duygusu gökyüzündeki bulutlar kadardı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir