Yakamozun Kırbaç Sesleri

Yüzümde meltem rüzgârının cezp edici güzelliği… Sağımda balıkçı tekneleri… Altımda bir kaya parçası -hafiften kalça kemiğimi ağrıtır cinsten-… Kolumda zamanın gece yarısını geçtiğini gösteren bir saat… Ve kulağımda görünmeyen bir yakamozun denize vurduğu kırbacın çıkardığı acı sesler…
İçimde ise oturduğum yerin altından yengeç çıkabileceği korkusu ve yalnızlığın hüznü…
* * *
Ağustosun son dönemecinde ilerlediğimiz bir gece vaktinde yakamozun kırbaç seslerini simgeleyen dalga sesleri hüzünlü bir senfoniyi dinletmekte…
Yakamoz da bu yazıyı yazan kişi de aynı kavşakta buluşmakta bu gece, hüzün konusunda…
* * *
Yakamoz hüzünlü bu gece… Ortada görünmüyor… Ama orada olduğunun sinyallerini veriyor, denize vurduğu kırbacın sesleriyle…
Yakamoz denize kızmış… Hırçınlaşmış adeta… Çünkü gökyüzünde ay görünmüyor bu gece… Ay denizle başka bir koyda bütünleşmiş… Orada aldatıyor bu koydaki yakamozunu… Burada sadece gözyaşları kalmış yakamozun… Yanaklarından dökülürcesine…
* * *
Bu yazıyı yazan kişi de hüzünlü bu gece… Onun da bütünleşecek kimsesi yok… Sadece yanında gecesinde onu yalnız bırakmayan denizin hışırtısı ve kayalara çarpan dalga sesleri var…
O da hüznünü, bu kelimeleri kâğıda dökerek dışa vuruyor…
Zamanın geç olduğunu bilmesine rağmen, kalkmak istemiyor yerinden… Kalkıp da gitmek demek, yakamozu bu gece o hüzünlü haliyle baş başa bırakmak demek olduğunu biliyor, çünkü…
* * *
Zaman 2 sularını çoktan geçti…
Ay hala ısrarlı… Yüzünü göstermiyor… Yakamoz iyice çileden çıkmış durumda… Kırbacını var gücüyle vuruyor denizin yüzüne… Hıçkıra hıçkıra ağlıyor deniz…
Yakamoz da üzülüyor ama yapacak başka şeyi yok… Belki de bu şekilde alıyor aydan, intikamını…
* * *
Bu gece yakamoz da bu yazıyı yazan kişi de kederli… Birbirini anlayabilen yalnızlığın iki simgesi olan ikili… Bu gece ikisi de ağlıyor gizli gizli…
Yakamoz ortada olmadan denize vurduğu kırbaç sesleriyle, bu yazıyı yazan kişi de gözünden yaş akıtmadan kâğıda damlattığı yaşı simgeleyen mürekkeple…
* * *
Her ikisi de uyuyacak az sonra… Ve her ikisi de ulaşacak bir gün sevgilisine, gözle görülür iki nesne olabilmek için…
Çünkü ikisi de biliyor ki ne yakamoz aysız var olabiliyor bu dünyada, ne de bu yazıyı yazan kişi kendi dilinden anlayan bir sevgilisiz…
* * *
Gece ilerledikçe ilerliyor… Uyku vaktim geldi sanırsam… Biraz daha kalırsam eğer burada, ya altımdan bir yengeç dürtecek beni ya da havlayan köpeklerin saldırısına uğrayacağım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir