YERYÜZÜNDE BİR YER ALTI EDEBİYATI

“Bazen birileri bir yerlerde yarım kalır, hayat yaptığından utanır.” (birbölüiki, 2010)

* * *

26 Haziran 2010, saat 08.00 sularında Adana’nın merkezinde bir köşede yürekleri etkisi altına alan bir heyecan fırtınası belirivermişti. Bir sevinç dalgası yayılmıştı etrafa kimsecikler farkında olmasa da. Kader örmüştü ağlarını ve bir eylem önceleri belirsiz olan bir coşkuya dönüşmüş, ardından tadıldıkça tadına doyum olmayan, belki de hiç unutulmayacak an’lara bırakıvermişti yerini.

* * *

Şafak söker ve yer(in) altı üstüne getirilir. Yeni bir güneş doğar yeryüzüne. Işıklar vurur karanlığın üstüne ve yeni sayfalar açılır. Hayat, yeniden yazmaya başlar kendini ve kader içinde barındırır bütün güzelliğini. Yer altı korurken tüm gizemini, yeryüzü oluşturur çok sesliliğini.

Sesler yükselirken semaya “karakutu” içinde gizli kalınmışlıkları barındırır. Her bir harf tanesi çıkarken ortaya yalnızlıklar kendi içinde kalabalıklaşır. “Yalnızlık Senfonisi” haykırır uzaklardan ve sessizlik enstrümanlarıyla birlikte sonsuzluğun pençesinde hüzünlerle buluşur. Mana dolu bakışlar bazen “Haziran Mavisi Düşler”e dalar ve bazen de “Mayısın Lacivert Hüznü” ile uzak diyarlara doğru yola koyulur.

Yeryüzünde çoklu bir ses oluşur ve sessizlik ciddiyetini korur. Özümse(n)me gün yüzüne çıkar ve yer altının bu çoklu sesi özümsediği gibi yeryüzü de bu çoklu sesi özümser.

“Oyunbozan” bir düzen oluşur birden ve sevgi karmaşası yakar buğulu ışıklarını. Gece saklar kendisini, yıldızlar gülümsemeye başlar her ne kadar görünmeseler de kara bulutların gerisinden. Arka plan birden kaybolur ve yeni bir sahne oluşur. Oyun her defasında bozulur ve her son yeni bir başlangıç olur. Bazen suskunluk içinde konuşulur, bazen derin bakışlarla uzaklarda bulunulur ve bazen de oyunun ta kendisi olunur, başroller paylaşılır.

Bir “Katre-i Söz” süzülür yanaklardan ve “Denizin Delisi” ağlar. Bir el uzanır yükseklerden ve gözyaşları silinir. Bir edilgenlik başlar ve “Sözde Özne” bozar sessizliğini. Her bir harf tanesi birleşir, cümleler oluşturulur. Bölünmüşlük ortadan kalkar ve oluşan cümleler dillerde şiirselleşir. Gün gelir, resim kareleri her bir köşede melodileşir.

* * *

27 Haziran 2010, zaman nasıl da su gibi akıp gitmişti. Akrep ile yelkovan bir yarışmadaki iki rakip gibi birbirini kovalamaya devam ediyordu. Gizli kalınmışlıklar sona ermişti artık ve yabancılıklar ortadan kaldırılmıştı. Bir gün öncesinde yaşanan buluşma heyecanı bir gün sonrasında ayrılık hüznüne dönüşüvermişti birden. Tren istasyonu ve otobüs terminalinden mana dolu bakışlar etrafta olup biteni gözetlerken yüzlerde memnuniyeti belirten gülümseyişler oluşuyordu. Bir yanda “tekrar buluşuruz” diyen sessizlik içindeki manidar bakışlar ve diğer yanda ise “elveda” diyen el sallayışlar bu ilk buluşmaya son noktayı koyuyordu.

* * *

“Bazen birileri bir yerlerde yarım kalır, hayat yaptığından utanır.” (birbölüiki, 2010)

Bazen birileri bir yerlerde tamamlanır, hayat yaptığından uslanır.

moerath thas

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir