Yokluluk..

Sana öyle şiirler falan yazmıyordum. Sadece aklıma fazla geldiğinde çok çocuk oluyordum, sonra biraz geçiyordu. Ben ne zaman bitti desem, bittiği yerde kalıyordum.  Nerede kırıldıysam orada kalıyordum anlayacağın.. Filmlerdeki gibi ambulans falan gelmiyordu. Sendeleyerek bir yerlere varmaya çalışıyordum ellerim cebimde. Evet, kendi ellerimi illa ki de kendim ısıtıyordum. Sen yokken bazı şeyler değişirken, her şeyin aynı kaldığı da oluyordu.  Mesela ben hala o tek katlı bahçeli evin önünden geçerken, içinde senle yaşama hayalini kuruyordum..

Yani sen bangır bangır yaşamaya devam ediyordun.  Rica etsem  beni ellerimden tutup kendine götürebilir miydin?..  Çünkü ben seni düşünmekten kendimi almıyordum. Biri gelince toparlıyor, sonra yine devam ediyordum. Zor işti seni düşünmek…

Sen gitmiştin, sevmeler evine kaçmıştı. Daha yaz gelmemişti o sokağa.   Senin bir bakışın vardı, susuşun vardı gözlerime; kendimden soğurdum. Sonra yine geçerdi.  Hiçbir şey olmaktan başka bir şey olamıyordum çok çabalasam da.  Sadece gözlerinde yaşlanmak istiyordum, hepsi buydu..

Kalpti bu; hiç ummadığın birine ummadık bi şekilde çarpabiliyordu işte. O kadar çok hayal kuruyor, haliyle o kadar çok kırılıyordum ki onlarla birlikte, kendi kendime gülmeyi keşfetmiştim. Eğlenceliydi.

Hastalıklı bir ilişkim vardı gülüşünle.  Aramızı bozuyordu gözlerinin dokunağı..

 

“Yokluluk..” üzerine 4 yorum

  1. Anlatmak istediklerinin ilk paragrafı bu yazı olmalı.. Zira daha girişte bitirmişsin mevzuyu.. Tadı damağında kalıyor insanın. Hayalindeki sevgiliyle gerçeğinden daha iyi anlaşıyorsun.. Önemli olan da bu ya en azından anlaşabiliyorsun.. Biri geldiğinde toparlıyor, fazla derinlere inmeden hüznü de tadında bırakıyorsun. En fazla ağlıyorsun işte…

  2. Oldukça sürükleyici …. Fakat olay ilk paragrafta çok iyi anlatmışşın insanın okudukça okuyası geliyor 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir