Yol ayrımında


Aşk yağarken üstlerine

Duraklar neden bekleyenlerle dolu?

Bu rağmen

Bir aşktan başka bir aşka

Çılgınca kaçar insanlar

Ve

Başka duraklarda

Başka aşıklar

Yakınlaşırlar birbirlerine

Dilleri damakları kurumuş

Sır olarak kalmış

Umulmuş

Tadılmamış

Yarım kalmış

Bütün bir aşka adanırlar

Duraklar, saklar ve kaybederler…

Yol aşk olmuş,

Aşk toza bulanmış,

Uçurumda kalınca sözcükler

Dillere dolanmış türküler

En çok acı anılmış

En çok yola ağlanmış

Aşk yolu olmamakmış

Yolu bulmamakmış

Yolda olmamakmış

Yoldan ayrılırken

Neden duraklar insan?

Kaçıncı kattan başlar ayrılık

Sayı saymasını unuttuğunda mı?

Yabancılaşırsın…

Azaldıkça eksiler gelir sayıların yanına

Giderek tanımlanamaz olur yalnızlık

En çok hangi kelimesini özlersin

Hangi harfine günlerini bağışlarsın

Ne zaman unutursun

Yerine gelecek zamirleri…

Ne zaman tanımlanırsın onu?

Ne kadarını tanımlanırsın kendinin?

Nasıl tamamlanırsın…

Sanırım

İçindeki kalabalık dışarıya çıkmaya çalışınca.

Şiirlerden köpük, mısralardan sandal

Denizlerden kopuk, cümlelerden devrik

Sen kayıp…

Giderken

Kapılardan kovulsa da içeriye girmek için

Mücadele eden

Suçu yağmura, kara atan

Ama yine de kusursuz

Eksiksizdir yüreğin.

Düşününce ne çoklarını bağışladın

Kendini yanlış bir yerlerde unuttun

Suçladın, sabrettin, denedin

İçini temizledin günışığında, Martları

Yuvasından ettin martıları

Soğuk olmasa

Pişmanlık, korku, başlangıçlar

Bu kadar sıcak kalmaz içeride

Hangisi mutlu eder?

Nasıl mutlu etsin sorular…

İnsanlar işe giderken

Sesli harflerini yolda

Düşürüyorlar

Her gün bir harfi eksilen kelimenin

Ömrü kısalıyor

Para ömürden çalıyor diye

Boşuna söylemiyorum

Akşam eve giderken

Sokak kedileri senin düşürdüklerinle

Mutlu

Kaybettiklerin artık bir kedinin

Görmediklerin bir çamurun

Bilmediklerinse gökyüzünün

İlk sokaktan dön

Karşına kim çıkacağı bilinmez

Bir kere çarpışsan düşlerinle

Önüne düşecek karanlıkların

Kurtulmak için değil

Affetmek için sev düşlerini

Islandıkça birbirine yakınlaşan insanlar

Baharı görünce kaçarlar

Kelebek kadar ömrü olan aşkların

Tırtıl zamanlarını yaşayan insanların çağı

Korkutuyor beni

Yakandan içeri giren bir damla

Seni her daim katil edebilir

Durak yağmur sularını toplar

Sen başka bir bedende yağmur olursun

Yağmur bedenini sana ödünç verir

Damlalar işsiz kalır, sen duraktaki insanları suçlarsın

Hep aynı yerinde inersin mutluluktan

Vasıta beklemez, sen yaya kalırsın

Su birikintileri vardır indiğin yerde

Paçalarına çamur sıçrar,

Sileyim derken bulaştırırsın.

Tanımadığın bir insan

Hayatının kahramanı olur çıkar

Olmazsa hayatın olmazmış gibi düşünürsün

Oysa ne saçmadır

Trafik ışıkları gibi yazılmıştır hikayemiz

Ölüm kalım savaşı verirken sarı

Aşıksak kırmızı

Seviyorsak yeşilizdir

O yokken beyaz

O gelince kara olanlarımız da yok değil

Bugün durakta ya da yağmurda

Tanıştığın insanlar

Belki de senin çıkmazın olacaklar

Sen hala kütüphane önünde

Ders çıkışında

Deniz kıyısında

Ya da arkadaşında

Sayıyorsun dakikaları

Ama çoktan oluşturulmuş hesaplar

Hareket etmek ise

Ufak bir ıslığa bakar

“Yol ayrımında” için bir yorum

  1. Aşk yağarken üstlerine
    Başka aşıklar, yarım kalmış bütün bir aşka adanırlar

    sen hala kütüphane önünde beklerken, aşk toza bulanmış
    tırtıl zamanlarını yaşayan insanların çağında
    aşkların kelebek kadar ömrü kalmış….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir